Neden Öfkeleniriz?
![]()
Öfkemiz ne ile ilişkili olabilir sorusunu düşündüğümüzde birçok farklı sebep sıralayabiliriz. Anlaşılmamış veya görülmemiş hissetmek, yargılanmak, haksızlığa uğramak, hayal kırıklığı yaşamak gibi öfkemizin bireysel ve toplumsal alanda birçok sebebi olabilir. Öfkenin rolü ve kendisini nasıl gösterdiği her ilişkinin doğasına göre çeşitlilik gösterir.
Öfkeyi hiç hissetmemek insani değildir ancak öfkenin bireysel hikayemizde nasıl bir anlamı olduğunu anladığımızda öfkeyi kontrol edebilmek ve ilişkilerimizdeki yıkıcılığını azaltmak kolaylaşır. Peki ikili ilişkilerimizde öfke bize neyi gösterebilir? Bunun için Harriet Lerner’ın Öfke Dansı isimli kitabında yazdığı “Benliksizleşme” ve “Yetersiz yüklenme- Aşırı Yüklenme” kavramına göz atalım. Benliksizleşme “kişinin kendi benliğinin (düşünce, istek, inanç ve hırslarının) ilişkiden gelen baskılar altında çok fazla “tartışılabilir” hale gelmesi” olarak tanımlanır (Lerner, 2023). Benliksizleşme kavramı İlişkide karşı tarafın tüm sorumluluğunu üstlenmek ve kendi benliğimizin arkasında durmamak olarak ilişkide kendisini gösterebilir. Bu durum öfke doğurabilen ve ilişkilerde yaygın olarak karşımıza çıkabilen bir noktadır.
Gerek romantik gerek arkadaşlık gerekse ailevi ilişkilerimizde tek bir rolü veya duyguyu tek bir kişi sahiplendiğinde (örneğin: özverili olmak, yetersizlik hissi, duygusallık veya tepkisellik gibi) diğer taraf kendisinde olan bu özellikleri yadsıyabilir. Yani kendi madalyonun ters tarafını, kendisinde olan bu duyguları göremeyebilir. Bu duruma yetersiz yüklenme- aşırı yüklenme modeli denir. Örneğin duygusal olan taraf diğer tarafı tepkisizlikle suçlayabilir, tepkisiz kalan taraf ise diğer tarafı çok duygusal olmakla suçlayabilir. Böylece öfke ilişkinin içinde canlı kalabilir ve ikili ilişkide sorunların çözümsüz olduğunu hissettirebilir. Oysaki hem duygusal olan tarafımızı hem de yeri geldiğinde tepki vermemeye dair ihtiyacımızı görebildiğimizde değişim başlar.
Bu nedenle öfke hem kendimize hem de ilişkilerimize dair bizlere bir mesaj verir. İkili ilişkilerimizde ters giden noktaları anlamak için bu döngünün nasıl bir rol oynadığını görmek öfkeye yaklaşımımızı genişletebilir. İlişkide duygusal döngüyü anladıkça öfkeyi yönetebilmemiz ve farklı davranışsal tepkiler vermemiz de kolaylaşır. Bu nedenle şu soruları aklımızda tutmakta fayda var:
– İlişkimde yetersiz yüklenme- aşırı yüklenme modeli var mı?
– Öfkem bu modelde nasıl bir bir rol oynuyor?
– Kendimde olan diğer tarafın ihtiyacını görebilir miyim? Hangi davranışımı nasıl değiştirirsem bu döngüyü değiştirebilirim?
Harriet Lerner’ın Öfke Dansı isimli kitabı günlük yaşantımızda öfkeyi anlamak için iyi bir kaynaktır. Ancak kendi başımıza çözemediğimiz noktalarda psikolog desteği almak hem ilişkisel paternlerin anlaşılmasında hem de öfkeyi kontrol etmemizde önemli bir araçtır.
Kaynakça: Lerner, H. (2023). Öfke Dansı (S. Gül, Trans.; 35th ed.). Varlık Yayınları.




